Dönüşün muhteşem olsun Arda Güler

Bir sporadamı olarak bugün büyük bir gurur yaşıyorum… Ülkem adına, gençliğimiz adına çok sevinçliyim…

Bir Türk oyuncu, özellikle Avrupa’nın çok büyük kulüplerini peşinden sürüklüyorsa…

Tepeden tırnağa yerli bir gencimiz iki dünya devini, Real Madrid ve Barcelona’yı kapıştırıyorsa…

***

Anadolu tarlasında yeşeren, yeşertilen bir tohum, meyve verecek duruma geliyorsa…

Daha düne kadar kendi takımında şans verilmeyen bir oyuncu, forma şansı bulduktan çok kısa süre sonra piyasayı dalgalandırıyorsa…

Anadolu insanının kabuğunu kırması anlamına gelecektir…

Bütün yetenekli gençlerimize öncü olacak demektir…

Bu transfer, bu güne kadar önü kapatılan gençlerimizin yolu açılacak demektir…

***

Çocuklarımızın kaabiliyetlerini göremeyen, görmezlikten gelen veya değişik vesilelerle fırsat vermeyen yönetim anlayışının iflası demektir…

Bu kadar yetenekli ve ucuz maliyetli gençlerimiz dururken yaşlı başlı, tedavülden kalkmak üzere olan heyecanını kaybetmiş yabancılara milyon dolarları akıtan ve kulüplerini iflasa sürükleyen kulüpçülük garabetinin ciddi bir şekilde darbe yediğini göstermektedir…

***

Artık para götüren değil, getiren bir sistemin inşaasının gerekliliği kabul edilecek, edilmek zorunda kalınacak demektir…

Arda Güler’in transfer hikayesinin romanlaştırılarak, senaryo haline getirilerek, filmi yapılarak bütün kafalara kazınacağı yeni bir gelecek demektir…

Demek ki oluyorum

Evet. Türkiye için bir dönüm noktası olmuştur Arda Güler transferi…

Arda Turan, Fatih Tekke, Cenk Tosun, Çağlar Söyüncü ve diğerleri… Hepsinin transferindeki sevincimize ve övüncümüze çok daha büyük bir ivme katmıştır…

***

Bundan sonra artık, milletçe oturup dua edeceğiz, bilimsel, mental, psikolojik, sosyolojik her türlü desteği vereceğiz Arda’yı, Arda’ları koruma altına alacağız…

Büyütüp, büyültüp dünyanın yıllarca konuşacağı, alkışlayacağı, bir büyük futbol aktörü haline getirmek için her türlü seferberliği yapacağız…

Dahası, Anadolu tarlasını daha bir şevkle, hevesle, moralle yeşerterek yeni güller yetiştirip bütün büyük kulüplerin ayak alışkanlığı yapmalarını ve devamlılık haline getirmelerini sağlayacağız, sağlamalıyız…

Doğmadan söndürmeyelim

Onun başarısı, milyonlarca gencimiz için bir ümit ışığı olacak, futboldan para kazanmak isteyen kulüplerimizi, üretkenliğe sevk edecektir…

“Görmemişin Arda’sı olmuş”, çocuğu elbirliğiyle yok etmişler, asla dedirtmeyeceğiz, dedirtmemeliyiz…

***

Milli ve şampiyon sporcular, bütün Türkiye’nin ortak malıdır. Sadece ailesine, babasına, hocasına, menacerine ve kulübünün insafına terkedilemeyecek kadar önemlidir…

Anayasa’nın 59. Maddesi, “Devlet başarılı sporcuları korur” diyorsa, başta devletimize, TFF’ye, F.Bahçe Kulübü’ne, herkese görev düşmektedir…

Şımartmayalım, markamız olsun

Asla şımartmadan, havalara sokmadan, ayaklarını yerden kesmeden, yıl yıl, ay ay, gün gün, saat saat programlayarak, zamanını yöneterek, uyku düzeninden beslenmesine psikolojik, pedagojik desteğe,giyim kuşamından, davranışlarına, giyim kuşamından medya iletişimine kadar her şeyi bir proje çerçevesinde icra etmek gerek…

***

Yoksa nice yetenekler, yanlış bir hayatla doğmadan öldüler, öldürüldüler… Büyük ümitlerle çıktıkları basamaklardan aşağıya düştüler…

Hayalkırıklığı ile geri döndüler, bir daha toparlayamadılar..

Arda’nın böyle olmasını asla istemeyiz…

***

Ömür boyu futbol elçimiz olsun… Dünyanın her yerinde hayranları olsun… Ona gösterilen sevgi, ülkemiz için dostluk köprüsü olsun…

Dualarımız seninle… Allah nazarlardan saklasın, yolun açık olsun, dönüşün muhteşem olsun Arda Güler…

Orda bir Lig var uzakta

Süper Lig’i hepimiz az çok yaşıyoruz…

Şampiyonluk ve düşmeme mücadelesini, kulüplerin finans ve harcama politikalarını, transfer çıkmazlarını, hakem tartışmalarını, kavgaları, demeçleri, borçları ve daha çok şeyi…

Yönetim zaafiyetlerini, teknik kadro geliş gidişlerini, özkaynak yapılanmalarını ve aklınıza gelen çok şeyi görmek mümkün…

1.Lig’i de az çok takip etmekte çok güçlük çekmiyoruz…

Peki, ya 2. ve 3. Lig’’ler… Ne kadarına vakıfız bu ligler dünyasının…

***

İl kulüplerinin de bir sahibi oluyor genellikle. Belediye başkanları mecburdur ilgilenmeye, valiler kayıtsız kalamaz…

Öyle ya da böyle ya dolaylı, ya direkt mutlaka ilgilenirler…

Ya kamu ekseninde veya iş dünyası çerçevesinde teşvik edilerek maddi destek sağlanarak bu kulüpler de belli mesafe alırlar…

Keza müessese kulüpleri de genel müdürlükler eliyle ayakta kalmaya çalışır… Ancak sahipsiz kulüpler var ya…

Sahipsiz kulüplerin bitmeyen çilesi

İşte asıl sorun orda… Maddi kaynağı nereden bulurlar, deplasmana nasıl gider gelirler, maaş ve primleri nasıl öderler…

Hoca ve futbolcular ne yer ne içerler. Vaadedilen paralarını alabilir mi…

Onlara ödeme yapamayan yönetimler, hangi çaresizlikleri yaşar… Kapı kapı dolaşıp kimlerden para ister, hangi cevabı alırlar, aldıkları paraları nasıl ve nerelere harcarlar…

Bütün bunlar hepsi kafa kurcalayan sorular…

***

Sponsorlar veya para yardımı yapanlar, nasıl kullanıldıklarından emin mi…

Bir daha vermek isterler mi, gönülleri rahat mı, hepsi sürekli canlı ve hareketli yaşamın ayrılmaz gerçekleri…

İşte bir dokunup bin ah işittiğimiz mecra burası… İlgilenmeye, kafa yormaya değer…

İşte bir lig var orada, oraya da ilgi göstermek, hatta yoğunlaşmak şart…

YORUMLAR (4)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
4 Yorum