Kemal Tahir’in romanları sadece bir antitez mi?..

Tarihî roman, geçmişteki bazı olay ve kişileri, o zaman ve mekân içinde canlandırmaktan ibaret değil elbet. Olay ve kişilerin belgelere uygun olması da değil! Çünkü belge, zahiri gösterir, ruhsuz ve resmîdir!..

Tarihî romandan beklenen, belgelerin görmediği/ göstermediği dramı, insanı anlatması. Meselâ bir iktidar mücadelesi anlatılacaksa, karakterlerin ruh hâlleri; hırsları, hayalleri, ıstırapları, devlet dairelerindeki, özel meclislerdeki, sokaktaki ahvâl; kısaca ‘zamanın ruhu’ tüm kurgusal dünyayı sarmalı.

Kemal Tahir’in Kurt Kanunu ve Yol Ayrımı üzerinde çalışırken düşündüm bunları. Fethi Naci’nin Yol Ayrımı’na dair yazdığı “Ağaoğlu’nun anılarından o kadar çok yararlanmış ki Serbest Fırka Hatıraları olmasaydı Yol Ayrımı da olmazdı.” (40 Yılda 40 Roman, Oğlak Yay., İstanbul, 1994, s. 156.) cümlesine de takıldım. Ahmet Ağaoğlu’nun “Serbest Fırka Hatıraları”nı kastediyor. Yazar, bu anılardan yararlanmış, hatta alıntılar yapmış; ama romanını belgeler üzerine kurmamıştır. Eserde anılar, çok az yer kaplar, üstelik bir belge gibi sunulmaz, dramatize edilmiştir. Ağaoğlu romanda anılarındaki diplomatik dille değil, bir ‘siyaset kurnazı’ olarak yer alır, Avukat Celadet’in bürosundaki o sıcak sohbet ve alaysı dil, bu ‘saray mebusu’nu bir belgesel kahramanı olmaktan kurtarır. Temizlikten bir şekilde kurtulmuş eski İttihatçıların toplandığı Avukat Deli Celadet’in bürosu, siyasi ahvâle dair konuşmaların yapıldığı ve zamanın ruhunu yansıtan bir mekândır. Sonra Selim Nuri’nin, Kuva-yı Milliyeci Kamil Bey’le kızı Ayşe’nin, Ramiz Bey’in dramları… Bir de Gazi’nin şoförü Dadal! O, Türk romanında başlı başına renkli bir karakterdir; sahneye çıkınca okur kendini adeta bir meddahın karşısında, bir orta oyununda bulur. Kemal Tahir onunla coşar, dil kanatlanır âdeta. Dadal’la beraber Tango Ömer, bir taksi şoförü ‘sokağın ruhu’nu yansıtır. İktidar çevresi, eski İttihatçılar, matbuat, fakülte öğrencileri ve sokak… Kemal Tahir bütün bu parçaları bütünleştirerek devrin ruhunu yansıtır. Zamanın ruhu, çoğu kahramana, siyasi gelişmeler karşısında bir çekingenlik, bir tereddüt ve şüphe şeklinde siner. Asıl dram, yol ayrımı’dır, bugüne de uzanan, kökü derinlerde olan yol ayrımı. Kemal Tahir bir romancı sezgisiyle belgelerin altındaki -türküye de yansıyan- dramı görmüştür:

“Şu dağın oylumuna
Doyulmaz yaylımına
Hakkınızı helâl edin
Geldik yol ayrımına” (Y. A., s. 241)

Ben, “Kurt Kanunu”nda da belgelerin ötesini gören bir yazar buldum. Kemal Tahir, bu romanında kıstırılmış, artık ipin ucu kontrolünden çıkmış bir karakterin -Kara Kemal- ve her türlü tehlikeye rağmen eski yoldaşlarına kol kanat geren Emin Bey’in psikolojisini çok iyi yansıtır. Eserin sonundaki “-Arkadaaaş… Arkadaaaş.. Emin’i arayan arkadaş!.. Burdayım ben, burdayım!” (K.K., Bilgi Yay., 1973, s. 363) feryadı belgelerde yoktur, ama romanın sokaklarında yankılanmıştır!.. Acı olan kimi ‘yarı aydınlar’ın bu feryada kulak tıkamasıdır.

Hasan Bülent Kahraman, K24’te Kemal Tahir üzerine Kurtuluş Kayalı ile bir tartışma yaptı. İsteyenler bu yazıları https://www.k24kitap.org sitesinden okuyabilir. Kahraman, bu tartışmada özetle, yazarın sadece sosyolojik ve tarihsel düşünceleriyle ele alınmasını eleştiriyor, bir romancı olarak da incelenmesi gerektiğine işaret ediyor. Doğru. Ama Kemal Tahir, Türk romanında egemen/ verili tarihe karşı görüşleriyle özgündür, bu göz ardı edilemez. Lâkin elbette bir ‘antitez’den de ibaret değil, bunun yanı sıra zamanın ruhunu, Türkiye’nin dramını başarıyla anlatmış bir romancıdır da!..

Bence asıl mesele, Kemal Tahir’in sadece sosyolojik zeminde okunması değil, kimileri tarafından salt antitezden ibaret görülüp ideolojik bir sansüre tâbi tutulması, romancılığının da antitezinin de görmezden gelinmesi!..

YORUMLAR (6)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
6 Yorum