İstanbul
15°/22°
18.04.2020  00:41
Sürdürülebilir gıda ve tarım
+
-
23 Nisan TBMM açılış günü. Türkiye, parlamenter sisteminin devlet felsefesi olarak algılandığı nadir devletlerden birisi.

Hele Birinci Meclis’in öyle bir mayası vardı ki, sanırsınız Selçuklu Kurucu iradesi olan Oğuzlar konseyinin bir devamı. Bin yıllık devletimizin Ankara’da ibdası…

Bu yıl İstiklal Marşı (12 Mart) ve TBMM’nin Kuruluşu (23 Nisan) koronavirüs sebebiyle layık-ı veçhile kutlanamadı. Fakat her ikisi açısından da önemli bir şahsiyet var: Mehmet Âkif, ki o aynı zamanda karantina günlerine mihver teşkil edecek bir davranış kodunun da sahibi. Sırat-ı Müstakîm’in Hasbıhal Köşesinde okuyucu mektuplarını bizzat Âkif cevaplandırırdı.

Okuyucu: “Bir zamanlar memlekete kolera gibi, veba gibi müstevli bir hastalık gelince, fedakârlık yapılarak para ile hafızlar tutulur ve memleketin etrafı devr ettirilirdi. Bugün İstanbul’da civar vilayetlerde koleradan epeyce telefat olduğu rivayet ediliyorken hiç böyle bir teşebbüste bulunmak kimsenin aklına gelmiyor. Sırat-ı Müstakim hükümete bu eski fakat dindarâne usulü ihya etmesini tavsiyede bulunsa büyük bir hayr işlemiş olur.”

Mehmed Âkif Beyin cevabı:

“Evet böyle eski bir usul vardı. Lâkin hiçbir vakit dindarâne değil idi. Hükümet-i sabıka mevkiini tahkim için millete savlet eden felaketlerden bile istifade etmek isterdi yoksa, sâri hastalıklara karşı nizamat-ı sıhhıyeyi tamamıyla tatbikten başka bir tedbir olmayacağını pekala bilirdi.

Yıldız’da yüksek sesle tilavet edilen Buhariler hastalığı def etmek için değil, sadedil halkın hissiyatı diniyesini okşayarak huluskâr bir padişaha ihlas celbetmek içindi… iyice bilmeliyiz ki gerek münferit gerek sâri ne kadar hastalık varsa izalesi için tebabetin tavsiye edeceği tahaffuzî şifâî tedâbirlerden başka yapılacak bir şey yoktur.”¹

Mithat Cemal, Âkif’in Pasteur’un çalışmalarını hayranlıkla takip ettiğini bildirir. 1885’te Osmanlı’dan bir heyet Pasteur Enstitüsü’ne armağanlarla gidiyor ve 1887 yılında da 3 Kuduz Müessesi Türkiye’de böylece kuruluyordu. Âkif’in Halkalı ve sonrasında sadece millî şair olarak değil baytar olarak da yaptıklarını yazmıştım.²

“Veteriner hekim adayı Âkif, Pasteur’un ilim yolundaki çabalarını sıcağı sıcağına bu yuvada öğreniyor, gizliden gizliye ona büyük bir sevgi besliyordu. Okul yıllarından sonra kütüphanesinde Pasteur’un resmi hiç eksik olmamıştı. Mithat Cemal’i dinleyelim: Âkif, Pasteur’un adını heyecanla söylüyor, heyecanla dinliyordu. Bu heyecan Âkif’te meftunluk tavrı almıştı.”³ 

Türkiye Mart ayından itibaren aldığı tedbirleri aslında Şubat ayında almalı ve sınırları kapattığı gibi, sosyal mesafeyi koruyacak kararlılığı göstermeliydi. Sırat-ı Müstakim oyucusu gibi yapamazdık.

Şimdi de tarımsal ürünler ve gıda meselesi etrafında olağan dönemlerin dışında bir yönetişimin ihtiyacı hissediliyor. Bugüne kadar tıpkı sağlıktaki gibi tarım ve gıda da yeni yönetişim ve gerekli kurullar tesis edilmeliydi. 

Gıda zinciri tarımsal girdilerden başlar. Tohum, fidan, fide temini, toprağın işlenmesi, ekimi, zirai mücadele, gübre kullanımı, sulama, finansman, mekanizasyon desteği, üretim, besleme vb tarımsal faaliyetler zinciri sonunda hasat ve ardından işleme, depolama, soğuk zincir, ambalajlama, pazarlamanın diğer safhaları… 

Koronavirüs günlerinde olağan dönemden çok farklı olarak üretimden marketteki rafa gelene kadar gıda ve tarımsal ürünlerin tedarikinde problemler mevzubahistir. Gerçekten yeterli gıdaya erişememek… ürünlerin tarlada kalma riski… çiftçinin üreticiliği bırakması… Toprak ve diğer üretim faktörlerinin atıl kapasiteye yol açması… dağıtımda aksaklıkların oluşması…

Bu konuyu tarıma yıllarını vermiş insanlarla teati ettik. Koronavirüs krizi büyürse ne yapılabilir? Tarımda sürdürülebilir bir planı bu devrede nasıl sokabiliriz?

Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Derneği Genel Başkanı Fehmi Kiraz daha ilk günden tarım işçilerinin ve çiftçilerin yasak kapsamından çıkarılması gerektiğini ısrarla vurguladı. Öyle ya üretici tarlasına gidemezse tüketici ekmek yiyemez ki. Gerçi çoğu evde ekmek yapımı artık aile ekonomisinin gereği oldu. Evde ekmek yapabiliyoruz, fakat un olmazsa yapabilir miyiz? Un için evde değirmen kuramayız ya…

Tarımcılar evvelemirde tarımsal girdilerin teminindeki zorluklara dikkat çekiyorlar. Tohum bunların başında geliyor. Üreticilere uygun tohum, gübre, mazot, tarımsal işletme kredisi ve mekanizasyon bakımından destek şart. Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımının önüne geçilmeli, toprak ve su kaynaklarının muhafazası ve geliştirilmesi için acil bir sürdürülebilir yönetişim ve mevzuat ortaya konmalı. Üreticilerin örgütlenmesi ve tarım - sanayi arasında bir entegrasyonun tesisi de işleme oranlarının artırılması ve tarımsal ürünlerin raf ömrünü uzatmak açısından olduğu kadar, ortaya çıkaracağı sektörel bütünlüğün ekonominin ‘laitmotive’i işlevi gördüğü de unutulmamalı. 

Tarımcılar, Âkif ve Cumhuriyet şuurunun teknik açıdan olmazsa olmazlarıdırlar.

1) Mehmed Âkif Hasbıhal, Koleraya dair, Sırat-ı Müstakim C 5, S 115, s 178 4 Teşrinisâni 1326

2) Lütfü Şehsuvaroğlu, Mehmet Âkif Belgeleriyle Millî Şairin Portresi, Hasret Yayınları, Ankara 2017

3) Mithat Cemal Kuntay, Mehmed Âkif Ersoy, Türkiye İş Bankası Yayınları, Ankara 1986

Koronavirüs karantinasında gıda, tarım ve çevre
11  Nisan 2020

Karantina günlerinde Mustafa Kutlu okumak
4  Nisan 2020

Karantina günlüğü
28  Mart 2020

Dişe dokunur şeyler
21  Mart 2020

Dizi çekmek kolay
14  Mart 2020

Beklenenden daha kısa zamanda gelecek olan ‘gelecek’
7  Mart 2020

Sınırlar ötesi
29  Şubat 2020

En yakınlar en uzaktır
22  Şubat 2020

Aşk ve teknik
15  Şubat 2020

YORUMLAR (19)
YORUM YAZ
KARAR OKURU olarak yorum yazıyorsunuz.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU
16.05.2020 11:44
İlmi ve ışık yayan yazılarınızla bizi aydınlatıyorsunuz. Geçmiş hatıralarla geleceğin yolunu çizmek evladır. Ancak nerede size kulak asacak akıl. Zihinler bencil, sorumlular gayrıehil, cehalet ayyuka çıkmış, zor iflah olur bu nesil.
KARAR OKURU
18.04.2020 21:29
Lütfü Bey çiftçinin yasadaki hakkı verilsin.
HACI MURAT
18.04.2020 20:55
Aşıyı bulalım,ilaç kullanalım, tıbbın tavsiyelerine uyalım velakin duayı da elden bırakmayalım diyoruz.Sanki ilaca gerek yok,dua edelim yeter demişiz gibi cevap veriliyor.Bu nasıl bir kafa yapısı ben de anlamadım. Bir noktadan sonra ateistler bile duaya sarılıyorlar yahu. Müslümanlar,sadece başları sıkıştığında değil çok rahat oldukları dönemlerde bile duayı elden bırakmazlar. Makbul olan da budur.
Ata Kavalcı
18.04.2020 20:05
2) -> şimdi bu kavramlar öylesine muğlak ki doğru kullanmamız mümkün değil. Dolayısıyla ahmet mehmede ateist aydın diyor mehmet ahmete siyasal islamcı diyor gerçekten kopuk alakasız saçmasapan bir gruplandırma tarzıyla insanlar birbirine düşman oluyor kamplaşıyor. Çünkü bu kavramların tam bir karşılığını bulamayan zihnimiz, "iyiye" veya "kötüye" yamamaya çalışıyor bunları. Biz hepimiz kardeşiz hepimiz markete girdiğimizde indirimli ve kaliteli peynir arıyoruz. Dertlerimiz aynı. Uyanık olmamız lazım...
Ata Kavalcı
18.04.2020 20:02
16.19 daki arkadaş ironi yapmış. k yerine g harfi kullanarak gizliden mesajı da vermiş bu bir mizah yazısıdır anlamında. Şimdi olay şu: her ağırlığı kaldıramayız. Kelimeler, kavramlar da çeşitli ağırlıklara sahip. ne kadar ağır kelimeler kullanırsanız, derdinizi anlatmanız doğru bir şekilde karşı tarafa aktarmanız güçleşir. İşte bu yüzden ülkemizi bölmek isteyenler şunu yaptı: dini olabilir, siyasi olabilir bizim gibi normal vatandaşın kaldıramayacağı kavramlar türettiler. Böylelikle aramızdaki iletişimi bozdular. "Siyasal islam" kavramı bunlardan biridir. "ateist aydın"kavramı da örnektir->
KARAR OKURU
18.04.2020 17:18
Tembelliğin daniskasının izahını da gördük yorumlarda. Yan gel yat, her şeyi Allah önüne koysun. Utanmıyorsanız bari korkun Allah’tan. Hiç çalışmayın, beyninizi de yormayın. Oturup bekleyin. Allah bir tabak yemek koysun önünüze. Tembel sürüsü... Hastalıktan korunma, önleme ve tedavi konusunda verdiği örneklere bakın. Hayret! Bu tembellerle aynı dindenim. Din konusunda olumsuz yorum yapan yorumcular, nedeni tembel insanlardır, dini sorumlu tutmayın lütfen. Örnekleri görüyorsunuz. Herkesi aynı kefeye koymayın, olur mu?
Karar okuru
18.04.2020 16:19
Aşı çalımaları yapmanız, ilaç kullanmanız kadere rıza göstermemektir, hem Allaha iman ettim diyeceksin hemde kadere rıza göstermeyip aşı ve ilaçla uğraşacaksın hani hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine iman ediyordunuz. Ne yani tövbe estağfurullah Allah istese ilacıda önünüze koyamazmıydı. Çelişki hemde çok çelişki var. Ya iman ya çaresizliğin çelişkisi. Siz Allahbilir ilmi nefesi imanı güçlü Alimlerimiz yerine kendilerini alim zanneden Frenk büyücüleri tercih edersiniz. Yazık hemde çok yazık. Bugün gorona varsa yanlışmı. Millet nasıl herşeyin kıymetini anladı. Herşeyi bilemezsin.
Mürsel
18.04.2020 16:12
Önce toprak bozuldu sonra tohum ve su. Hırslar tamahlar gösterişler yüzünden. 12 ay dometes yeşillik yemeliydik.Sınırsız yeyip yutmalıydık.Sonra satmalıydık.Yedik kudurduk azdık, sattık S 400 ler aldık. Şimdi insan esir kainat özgür.Ortalık temizlenip hazırlanıyor.İnsan bakışları durultuluyor, kalpler yumuşuyor,sessizlik ürkütücü ve ümit verici.Yerküre askeri içtimaya hazırlanıyor.Ruhullah sıfatlı bir nesh edici tüm kirleri çöpe attı atıyor.Bu mesih internet üzerinden İsevimüslüman olarak hitab edecek.Eli kulağında...
HACI MURAT
18.04.2020 14:32
Osmanlı'nın 1885 yılında Pasteur Enstitüsü'ne heyet göndermesi bilimsel gelişmeleri takip ettiğini gösterir.Üstelik tıp alanındaki bir çok gelişme o tarihlerden sonra oldu. 1800-1900 yılları arasında dünyada çıkan kolera salgınlarında milyonlarca insan ölmüştür,kimse de bir şey yapamamıştır.Bugün bile insanlar bir noktadan sonra çaresiz kalıyor. Dolayısı ile hatim ve dualar her zaman gereklidir.Allah'ı hesap dışı bırakan her tavır yanlıştır.Allah,virüs karşısında bir seyirci değildir.Dilerse virüsü defeder.Bu söylediklerim aşı geliştirme çalışmaları yapmaya,ilaç kullanmaya engel değildir.
HACI MURAT
18.04.2020 14:19
R.Tevfik,Abdulhamid'i eleştirdiği için pişman olanlardan.Akif de acaba şu şiirinde pişmanlığını mı dile getiriyor dersiniz: "...Çırak mı, kalfa mı, kim varsa yaslanır köşeye Takım biçer durur artık gelen giden eşeğe. Adam meğer acemiymiş, semerse hayli hüner Sırayla baytarı boylar zavallı merkepler. Bütün o beller, omuzlar çürür çürür oyulur Sonunda her birinin sırtı yemyeşil et olur. “Giden semerciyi, derler, bulur muyuz şimdi? Ya böyle kalfa değil, basbayağ muallimdi. Nasıl da kadrini vaktiyle bilmedik, tuhaf iş: Semer değilmiş o rahmetlininki devletmiş!”
KARAR OKURU
18.04.2020 14:17
Mehmet Akif’in cevabını inşallah okurların asıl anlaması öğrenmesi gereken kısmı anlayabilmiştir. —— Hala Buhariler gibi olan okuyucu, yorumcu sayısı az değil. Eleştirecek hiç bir şey bulamazsa veya söyleyecek bir şeyi yoksa yazıda Allah, peygamber kelimelerine rastlamadığı için yazar suçluyor. Pek bir şey değişmemiş o zamandan beri. Atıf yaptığınız kitaplar zahmet edip okunur inşallah.
Selver Korkut
18.04.2020 12:49
Hem tarih, hem de gıda-tarım meselesinin irdelenmesi ve sentezi bakımından çok kıymetli bir makale olmuş. Teşekkür ediyorum.
Tarımcı okur
18.04.2020 11:25
Gıdanın önemini bilmemek kadar gıdanın öneminin tarımdan geldiğini yeterince önemsememek daha başka bir aymazlıktır. Sizler bunu anlattıkça toplum daha da aydınlanacaktır. 👏🏻
Karar okuru
18.04.2020 11:15
İnşaallah bu dönemde aşılacak. Belkide bu şer, olağanüstü hayra sebep olacak. Yeterki her imtihandan ders alarak çıkalım. Hak şerleri hayr eyler Zan etme ki ğayr eyler Ârif ânı seyr eyler Mevlâ görelim neyler Neylerse güzel eyler…
KARAR OKURU
18.04.2020 08:00
Tohumlara %75 hibe desteği vereceğiz dediler, palavra çıktı. Bunu yazan bir çiftçidir.
Ata Kavalcı
18.04.2020 03:56
3) ->leitmotiv, bir sanat eserinde aralıklı olarak tekrarlanan, ritmi ve birliği meydana getiren temel motife verilen ad. (tarım ekonominin zeminini meydana getirir). Bulabildiğim karşılıklar bu şekilde. (Kaynaklar: ekşisözlük, wikipedia)
Ata Kavalcı
18.04.2020 03:52
2) -> huluskar: samimi inançlı kimse/ihlas celbetmek: dini duyguları çekmek (benim anladığım kadarıyla şu söylenmek istiyor cümlede: dualar okunarak müslüman ahalinin duaları ile padişah'ın hastalıktan korunması amaçlanıyormuş)/ izale: yok etmek/tebabet: tıp/tahaffuzî: korunmaya yönelik/ şifâî tedâbirlerden: sağlıkla ilgili önlemler/meftun:tutkuyla bağlı/meftunluk: kendini bir şeye kaptırmak(olumlu da olabilir olumsuz da)/yönetişim: resmî ve özel kuruluşlarda idari, ekonomik, politik otoritenin ortak kullanımı/teati: (bilgi) alışverişi./evvelemir: öncelikli ve en önemli/ ->
Ata Kavalcı
18.04.2020 03:35
ibda: bir şeyi benzeri veya örneği olmadan vücuda getirmek /layık-ı veçhile: layık olduğu şekilde/mihver: konunun en önemli noktası/Sırat-ı Müstakim: Mehmet Akif'in çıkardığı derginin adı. hakikate erdiren yol(lar) manasındadır./hasbihal: dertleşme, sohbet/müstevli: istila/devr ettirilirdi: dolaştırılırdı /Hükümet-i sabıka: önceki hükümet /mevkiini tahkim: konumunu sağlamlaştırmak/savlet eden: saldıran/istifade: yararlanmak/sari: bulaşıcı/nizamat-ı sıhhıye: sağlık kuralları/Buhari Tilaveti: Hadis okumak (bundan emin tam değilim-A.K.)/sadedil: saf/hissiyatı diniye: dini hassasiyet/ ->
karar okuru
18.04.2020 02:01
Yani netice efendim. bilim,bilim,bilim gerisi boş.
YUKARI